11 yıllık dev araştırma: Depremin sayısı ve büyüklüğü bilinebilir mi?
Özet haber: Bristol Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve 50 bini aşkın tahmini kapsayan 11 yıllık araştırma, olasılık bazlı modellerin deprem sayısı ve büyüklüğünü öngörmede tutarlı sonuçlar verdiğini ortaya koydu; ancak uzmanlar mevcut yöntemlerin kesin yer ve zaman bildiremediğinin altını çizdi.

Bristol Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası bir araştırma, deprem olasılığını hesaplayan matematiksel modellerin güvenilirliğini 11 yıllık gözlem verileriyle sınadı. Kaliforniya için üretilen 50 binden fazla günlük tahmini inceleyen bilim insanları, bazı modellerin gerçekleşen depremlerle istatistiksel açıdan tutarlı sonuçlar verdiğini belirledi. Uzmanlar, bu hesaplamaların afet hazırlık süreçlerine katkı sağladığını ancak kesin yer ve zaman bildirimi anlamına gelmediğini vurguluyor.
Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, Uluslararası Deprem Öngörülebilirliğini Araştırma İşbirliği (CSEP) tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir deneye dayanıyor. Araştırma ekibi, Ağustos 2007 ile Ağustos 2018 tarihleri arasında 27 farklı model tarafından üretilen 51 bin 625 adet "ertesi gün" tahminini mercek altına aldı.
Modellerin ürettiği bu tahminler, aynı dönemde Kaliforniya'da meydana gelen, büyüklüğü 3,95 ve üzerinde olan 597 depremin verileriyle karşılaştırıldı. Çalışmanın en önemli yöntemsel özelliği, değerlendirilen tüm tahminlerin depremler henüz gerçekleşmeden önce hazırlanmış olmasıydı. Bu sayede modeller, gelecekteki bilinmeyen sismik olaylar karşısındaki gerçek performanslarıyla sınandı.
Geçmiş deprem kayıtlarından faydalanarak izleyen 24 saat içindeki sismik aktiviteyi hesaplayan modellerin test sonuçları şu bulguları ortaya koydu:
SAYI VE BÜYÜKLÜK ANALİZİ: Modeller, meydana gelecek depremlerin toplam sayısını ve büyüklük dağılımlarını açıklamada yüksek bir istatistiksel tutarlılık sergiledi.
KONUM TESPİTİ: Depremlerin tam konumlarını öngörme hususunda ise başarı oranının, sayı ve büyüklük dağılımı tahminlerine kıyasla daha sınırlı kaldığı görüldü.
UZUN SÜRELİ UYUM: Bazı model türleri, 11 yıllık uzun değerlendirme süresi boyunca gerçek gözlemlerle olan uyumunu korumayı başardı.
Araştırmanın başyazarı, Bristol Üniversitesi'nden José A. Bayona, elde edilen bulguların nasıl anlaşılması gerektiğine dair kritik uyarılarda bulundu. Bayona, mevcut bilimsel imkânlarla bir sonraki depremin tam olarak nerede ve hangi saatte gerçekleşeceğini söyleyebilen hiçbir yöntemin bulunmadığını altını çizerek ifade etti.
Olasılığa dayalı hesaplamaların temel işlevleri şu şekilde özetlendi:
Belirli bir zaman diliminde hangi bölgelerde ve hangi büyüklük aralıklarında deprem görülme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermek.
Sismik hareketliliğin arttığı dönemlerde kamu kurumları ile afet yönetim birimlerinin risk değerlendirmelerine güvenilir veri sağlamak.
Araştırma ekibi, elde edilen sonuçların bağımsız bilim insanları tarafından yeniden sınanabilmesi ve denetlenebilmesi amacıyla kullanılan tüm verileri, analiz kodlarını ve açıklayıcı dokümanları kamuoyunun erişimine açtı.
Çalışmada ulaşılan sonuçların doğrudan başka coğrafyalara uyarlanamayacağı belirtildi. Araştırmanın tamamen Kaliforniya’ya ait sismik kayıtlara dayanması sebebiyle, burada başarı gösteren modellerin Türkiye'de de aynı performansı sergileyeceğinin garantisi bulunmuyor. Benzer modellerin Türkiye için uygulanabilirliğini ölçmek amacıyla yerel deprem verileri kullanılarak ayrı sınamaların yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Kaynak: Karar


