Çocukluk çağı lösemisinde yaşam oranı yüzde 90’a yaklaştı
Özet haber: Düzce Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, löseminin belirtileri, tanı süreci ve tedavide erken müdahalenin önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çakmak, çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemisinde beş yıllık yaşam oranının yaklaşık yüzde 90 olduğunu belirtti.

Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin anormal çoğalmasıyla gelişiyor. Bu hücrelerin sağlıklı kan hücrelerinin yerini alması; vücudun oksijen taşıma, enfeksiyonlarla mücadele ve kanamayı durdurma işlevlerini olumsuz etkileyebiliyor. Çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olan hastalıkta erken tanı ve tedavinin kesintisiz sürdürülmesi önem taşıyor.
Hastalığın belirtileri, etkilenen kan hücrelerine göre değişebiliyor. Alyuvar azalması solukluk, halsizlik ve çabuk yorulmaya; sağlıklı akyuvarların azalması ateş ve tekrarlayan enfeksiyonlara; trombosit düşüklüğü ise kolay morarma ve kanamalara yol açabiliyor. Geçmeyen halsizlik, nefes darlığı, nedensiz morluklar, ciltte küçük kırmızı noktalar, burun veya diş eti kanamaları ile kemik ve eklem ağrıları da dikkat edilmesi gereken bulgular arasında yer alıyor.
Çocuklarda topallama veya yürümek istememe de önemsenmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor. Bu bulguların her zaman lösemiye işaret etmediğini belirten Çakmak, şikayetlerin uzun sürmesi, tekrarlaması ya da birden fazla belirtinin birlikte görülmesi halinde hekime başvurulmasını önerdi. Tanı sürecinin ilk aşamasında yapılan kan sayımı önemli bilgiler sağlıyor.
Löseminin kesin nedeni her zaman belirlenemiyor. Genetik ve çevresel etkenlerin rol oynayabildiği hastalıkta bazı genetik rahatsızlıklar, daha önce alınan kemoterapi veya ışın tedavileri ile benzen gibi kimyasallara maruz kalma risk faktörleri arasında sayılıyor.
Kaynak: Habertürk
