İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu - Atilla Can Akarcalı
Özet haber: 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrası yurdumuz işgal edilmiş, işgallere karşılık çok geçmeden bölgesel direniş örgütleri kurulmuştu.

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrası yurdumuz işgal edilmiş, işgallere karşılık çok geçmeden bölgesel direniş örgütleri kurulmuştu. İstanbul’da fiili işgal 13 Kasım 1918’de başlamıştı. Aynı gün Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Boğazı’ndaki düşman için yaveri Cevat Abbas Bey’e, “Geldikleri gibi giderler!” demişti. İşgal sürecinde İstanbul hükümetinin kabullenici ve işbirlikçi tutumu devam etmişti.
Buna karşılık vatanseverler işgale karşı topyekûn hareket etmeye çalışmıştı. İstanbul’da Karakol Cemiyeti başta olmak üzere çeşitli gizli direniş örgütleri işgale karşı mücadele ederken çok sayıda vatansever tutuklanarak Malta’ya sürgün edilmiş; Anadolu’ya geçebilenler ise Milli Mücadele’ye katılmıştı.
MUSTAFA KEMAL’İN YANITI 16 Mart 1920’de işgalin resmiyet kazanması direniş örgütleri açısından işleri zorlaştırmıştı. Bu süreçte gizli haberleşmeler düşman birlikleri tarafından daha sıkı takip altına alınmıştı. Meclis-i Mebusan basılmış, mebusların bir kısmı tutuklanmıştı. İngiliz askerleri Harbiye ve Bahriye Nezareti ile Şehzadebaşı’ndaki karakolu işgal etmişti.
Bu durumun yanında işgal altındaki şehrin sokak ve caddelerinde Fransızların milli marşı “La Marseilles” çalınıp söylenmiş, bu durum karşısında halk korku ve panik içinde kalmıştı. İşgale yanıt olarak, 16 Mart 1920’de Mustafa Kemal Paşa: “Bugün İstanbul’u cebren işgal etmek suretiyle Devlet-i Osmaniye’nin 700 yıllık hayat ve hâkimiyetine son verildi.
Yani bugün, Türk milleti, kabiliyet-i medeniyesinin, hakk-ı hayat ve istiklâlinin ve bütün istikbalinin müdafaasına davet edildi” diyerek İstanbul’un işgalinin, Türk milletinin bağımsız yaşama hakkına vurulan bir darbe olduğunu dile getirmişti.
Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sona ermesinin ardından imzalanan Mudanya Mütarekesi hükümlerince Doğu Trakya’nın teslim alınması görevini, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Refet Paşa’ya vermişti. Refet Paşa, bu kapsamda Doğu Trakya Valiliği’ne atanmış ve 19 Ekim 1922’de beraberindeki jandarma kıtaatı ile İstanbul’a gelmişti.
Refet Paşa’nın İstanbul’a gelmesini takiben 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmış; ardından da 4 Kasım 1922’de İstanbul hükümetinin istifasıyla şehrin yönetimine TBMM Hükümeti’ni temsilen Refet Paşa getirilmişti. Şunu da belirtmek gerekir ki İstanbul’un bundan sonraki durumunda TBMM’nin elindeki en büyük güç İstanbul Müdafaa-i Milliye Teşkilatı ve Mim Mim Grubu olmuştu.
Kurtuluş Savaşı’nda milletin ve ordunun moralini yükseltmek amacıyla 1922’de basılan “Yadigar-ı Misak-ı Milli tablosu” kartpostalı. ANTLAŞMA İMZALANACAK Bir yandan da İtilaf Devletleri ile barış görüşmeleri devam ediyordu. TBMM, 3 Haziran 1923’te, İstanbul ve Çanakkale’nin tahliye edilmesi şartıyla barış antlaşmasının imzalanacağını açıkladı.
İlerleyen günlerde İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, İtilaf askerlerine bir beyanname yayımlayarak İstanbul’u bir ay içinde boşaltacaklarını bildirdi. İtilaf ordularının İstanbul’u tahliyesi öncesinde 29 Ağustos 1923’te Türk ordusu için Tarabya’da bir çay daveti veren General Harrington’a 19 Eylül’de Beykoz parkında karşılık verildi.
Tahliye işlemleri belirli bir düzen ve program içinde devam ederken Kocaeli’de bekleyen Türk ordusu İstanbul’a girmek için hazırlıklarına devam ediyordu. Bunun için Şükrü Naili (Gökberk) Paşa’nın komutasındaki 3. Kolordu’nun 6 Ekim 1923’te şehre girmesi ve TBMM’den bir heyetin de hazır bulunması kararlaştırıldı.
TBMM hükümeti tarafından İstanbul komutanı olarak görevlendirilen Selahaddin Adil Paşa’nın aktardığına göre; 2 Ekim 1923’te Dolmabahçe rıhtımında yapılacak merasim için alınan önlemler kapsamında şanlı Türk bayrağı selamlanmış ve General Harrington’ı İngiltere’ye götürecek olan Arabic transatlantiğinde işgal kuvvetleri komutanları ve Selahaddin Adil Paşa, Umumi Teslim ve Tesellüm Protokolü’nü imzalamıştı.
Böylece, Mondros Mütarekesi’yle işgal kuvvetlerinin kontrolüne bırakılan silah, mühimmat ve malzemelerin TBMM hükümetine teslimi de yapılmıştı. Türk sancağını taşıyan askerler meydanın ortasına gelip Selahaddin Adil Paşa’nın tam karşısına geldiklerinde İstiklal Marşı çalınmıştı. Ardından İtilaf devletleri askerleri Türk bayrağını bir kez daha selamlayarak motorlarla boğazda bekleyen gemilere hareket etmişti.
Sahile dolan halkın meraklı bakışları arasında önce General Harrington’ı taşıyan Arabic vapuru Marmara Denizi’ne açılmış, bunu diğer vapurlar ve savaş gemileri izlemişti. Böylece, İstanbul’un tahliyesi yapıldı. Şehir artık fiilen kurtulmuştu. 6 EKİM 1923 Şehri teslim alacak olan Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu’nun 1.
Tümeninden İstanbul’da kalacak olan bazı alaylar, 6 Ekim 1923 günü sabahtan itibaren vapurlarla Üsküdar ve Haydarpaşa’dan Sirkeci’ye, Sirkeci’den de Gülhane Parkı’na getirilmişti. Şükrü Naili Paşa Pendik vapuru ile Sirkeci iskelesine geldiğinde iskele önüne halılar serilmiş, kurbanlar kesilmişti.
Paşayı İstanbul Valisi Haydar Bey, İstanbul Hariciye Murahhası Doktor Adnan Bey, İstanbul Komutanı Selahaddin Adil Paşa ve diğer temsilciler karşıladı. İstanbul’a ilk olarak giren 1. Tümen yani “Demir Tümen”in komutanı General Hüseyin Hüsnü (Erkilet) Paşa, 6 Ekim gününü şöyle anlatıyordu: “6 Ekim sabahı... Tümen Üsküdar’dan araba vapuru ile İstanbul’a geçirildi ve Gülhane Parkı’nda toplanıldı.
Oradan Soğukçeşme-Köprü ve Bankalar Caddesi yolu ile Taksim Meydanı’na gidildi. İşte bu geçiş esnasında bütün İstanbul halkı, kadınlı erkekli yollara dökülmüştü denilse katiyen mübalağa edilmiş olmaz. Ben, Gülhane Parkı’ndan Taksim’e kadar gidiş esnasında otomobilimin çiçeklerle dolduğunu gördüm...”
Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması ve Lozan Barış Antlaşması’nın getirdiği hukuki düzen uyarınca İstanbul’daki işgal süreci 6 Ekim 1923’te resmen sonlanmıştır. Bu tarihi intikal ve devir-teslim aşamasında, TBMM İstanbul Milletvekili Yusuf Akçura’nın imzası ve yürüttüğü temsil görevi önemli bir rol oynamıştır.
Böylelikle beş yıla yakın süren işgal dönemi son bulmuş, İstanbul’da TBMM egemenliği tam anlamıyla sağlanmıştır. İstanbul’un düşman işgalinden kurtarılışının 103. yılında başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanın kurtuluşu için mücadele eden tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. --- KAYNAKÇA: - Ali Karakaya, İşgal Altında İstanbul, İnkılap Kitabevi, 2016.
- Asaf Özkan, Mim Mim Grubu, “İstanbul’un İşgalinde İstiklal İçin Çalışan Gizli Örgüt”, 2023. - Bilge Criss, İşgal Altında İstanbul 1918-1923, İletişim Yay. , 2014. •Erol Ülker, Mütareke’nin İlk Yıllarında İstanbul’da Direniş ve Sol 1918-1920, Sosyal Tarih Yay. , 2020. - Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, 1989.
- Mücahit Özçelik, “Türk Kaynaklarında İstanbul’un İtilaf Devletleri’nce Tahliyesi.” Belleten 76, no. 276 (2012): 647-672. - Yakın Tarihimiz, Cilt: 3, Sayı: 32, 4 Ekim 1962. Anlatan: Selahattin Adil Paşa, İstanbul’un Kurtuluşu s. 161- 62; Anlatan: Demir Tümen Kumandanı H. Hüsnü Erkilet Paşa, 6 Ekim’de İstanbul’a Nasıl Girmiştik?! s. 163-64. ATİLLA CAN AKARCALI TARİHÇİ, YAZAR
Kaynak: Cumhuriyet




